WiFi-Turk.com

Kategori durumunu değiştir Canlı (wt.liveticker)

(31 Mart 2020) Nihat, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
(31 Mart 2020) Nihat, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
(31 Mart 2020) Nihat, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
1
(17 Şubat 2020) rejoman, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
(17 Şubat 2020) CRaFTY, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
(11 Şubat 2020) Onur, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
(11 Şubat 2020) Gökhan, Evinizde hangi Wi-Fi standartını kullanıyorsunuz? anketine oy verdi.
1
1
(18 Temmuz 2019) Laserbird, üye haritasına ekleme yapti.
100
(25 Mart 2019) sanliwebstudio, üye haritasına ekleme yapti.
100
(22 Kasım 2018) Mstf46, üye haritasına ekleme yapti.
100
1
1
1

Resim
- - - - -

GSM Tarihçesi.


Konu 90 günden eski olduğu için geçerliliğini yitirmiş olabilir!

  • Please log in to reply
Bu konuya 1 yanıt gönderildi

#1 GSMan

GSMan

    Moderatör

  • Aramıza hoşgeldin
  • 33 İleti
  • Nereden: İstanbul
  • İlgi alanı: Kablo ve Konnektörler

Yazma tarihi: 03 December 2009 - 11:43 PM

GSM Tarihçesi
Genel Bakış
Hücresel Konsept
Şebeke Elemanları
Frekans Bandı
Frekans Tekrar Kullanımı
Site Tipleri



1.1 Genel Bakış
1972 yılında Bell Laboratuvarları’nda mobil iletişim için hücresel kavramı ortaya
kondu ve bütün dünyada bu temelde farklı analog mobil iletişim sistemleri geliştirildi.
Örneğin:
• Total Access Communication System (TACS) İngiltere’de,
• Nordic Mobile Telephone System (NMT) İskandinav ülkelerinde,
• Advance Mobile Phone System (AMPS) USA’de,
• Radio Mobile Telephone System (RMTS) İtalya’da,
• C-450 Almanya’da,
• NTT Japonya’da kurulan sistemlerdir.
Yukarıdaki sistemlerden bazılarının gelişimi çok başarılı olmuştur. Fakat sistemlerin
bağımsız olmaları ve birbirleri ile uyumlu olmamaları gibi kesin kısıtlamalar vardı. Bir
sistemdeki mobil telefon cihazı başka bir sistemde kullanılamıyordu. Yine aynı zamanda NISDN
(Narrow band Integrated System Digital Network) geliştirildi ve ISDN servislerinin
Mobil telefonda uygulanmasıyla pazar içinde büyük gelişme sağladı.
1982 yılında, Avrupalı otoriteler, büyük bir öngörü ile Mobil iletişimdeki uzun süreli
potansiyeli belirlemiş ve mobil iletişimin sonraki jenerasyonunu planlamaya başlamışlardır.
CEPT (Conference of Europen Post and Telecomunications Administration) toplantısında
2.jenerasyon sistemi oluşturmak amacıyla GSM (Groupe Special Mobile) çalışma grubu
kuruluştur.
Yeni sistemin dizayn felsefesi:
• Avrupa ülkeleri arasında dolaşıma izin verecek (Roaming).
• Açık standartlarla dizayn edilecek.
• ISDN1 servislerinin sağlanabileceği dijital teknoloji kullanılacak.
Geliştirilen sistem Global System for Mobile Communication (GSM) adını almıştı. Sistem
ismi ile komite isminin karışıklık oluşturmaması için komitenin ismi Groupe Special
Mobile’den (GSM), Special Mobile Groupe (SMG) olarak değiştirildi.
1988’de ETSI ( European Telecomunication Standart Institute) kuruldu. Bu enstitü daha önce
farklı standartlarla ifade edilen CEPT aktivitelerini (tüm telekomünikasyon standartlarını),
GSM standartları da dahil olmak üzere tek bir standart altında topladı.
GSM standartları artık
ETSI standartları içinde isimlendirilmişlerdir.
SMG iki seçenekle geldi:
- GSM 900 Bu sistem 900 MHz frekans bandını kullanmaktadır. Temel
olarak kırsal alan için tasarlanmıştır ve maksimum cell yarıçapı 35 km’dir.
- DCS 1800 Bu sistem 1800 MHz frekans bandını kullanmaktadır. Temel
olarak abone yoğunluğunun fazla olduğu şehirsel alanlar için tasarlanmıştır ve
maksimum cell yarıçapı 7-8 km’dir.
1 ISDN: Ses ve görüntü verilerini aynı hat üzerinden iletimine olanak sağlar

1.2 Hücresel Konsept
Tüm mobil şebeke kapsama alanı küçük hücrelere ayrılmıştır, her bir hücrenin kendi
alıcı/vericisi ve tanımlı frekansları bulunmaktadır. Mobil istasyon bir hücreden başka bir
hücreye hareket edebilir ve herhangi bir sabit bağlantı olmaksızın konuşma yapabilir.
Şebekede alıcı/verici açısından Hücresel konseptin avantajları:

• Güç tasarrufu : BTS ve Mobile istasyon açısından hücre ölçüsü küçüktür, dolayısıyla
daha az enerji harcanacaktır.
• Frekans tekrar kullanımı : Aynı radyo frekansları komşu hücrelerde girişime
(interference) sebep olmayacak güvenli bir mesafe bırakılarak tekrar
kullanılabilir. Bu sayede şebeke, kısıtlı radyo frekans taşıyıcıları ile
daha fazla sayıda aboneye servis verebilir.

Mobil abonenin avantajları :
• Hareketlilik
• Esneklik
• Rahatlık
Şebeke sağlayıcı için avantajları :
• Şebeke genişleme esnekliği
• Verimlilik
• Kolay konfigürasyon ve frekans planı
• Gelir/kar payları

1.3 Şebeke Elemanları
GSM Şebekesi; Santral (MSC – Mobile service Switching Centres), Baz istasyonu
sistemi (BSS- Base Station Systems) ve Mobil telefondan (MS – Mobile Stations)
oluşmaktadır. Bu üç bileşen kendi içlerinde alt elemanlara ayrılabilir.
Örneğin; BSS grubunda, Baz istasyonu (BTS – Base Transceiver Stations), Baz istasyonu kontrol ekipmanı
(BSC – Base Station Controllers) ve Transcoder birimleri bulunmaktadır.
MSC, BSS ve MS ile konuşma yapabilir, konuşma alabilir ve ücretlendirme gibi sabit
telefon şebekesinde (PSTN – Public Switched Telephone Network) yapılabilecek bütün
işlemler yerine getirilebilir. MS ile yalnızca aynı şebekede bulunan diğer MS’lerle
konuşabilme yeterli olmayacağından abonenin başka telefon şebekesi aboneleri ile
görüşmesini de sağlayabilmek için GSM şebekesi ile PSTN şebekesini arasında bağlantı
yapılması gerekmektedir.
Mobil abonelerinin GSM Network’ü içinde servis aldıkları bölge “cell” olarak
isimlendirilir. Cell’ler BSS tarafından sağlanır. Her bir BSS, ekipman üreticisine bağlı olarak
bir veya daha fazla cell sağlayabilir. GSM’de teorik cell şekli Hexagonal olarak çizilmiştir.
Bununla beraber pratikte bu kadar düzgün ve kesin bir şekil çizmek pek mümkün değildir.
Planlamacıların yapacağı çalışma sonunda gerçek cell şekli oluşacaktır.
Resmi ekleyen

Servis alınan bölge aynı zamanda Kapsama Alanı olarak da isimlendirilir.
Bağımsız olarak çalışan, bir birime ait ekipmanın bulunduğu yer SİTE olarak
isimlendirilmektedir. (Ör: Bir Baz istasyonunun bulunduğu yer; BTS site, MSC’nin
bulunduğu yer yine ayrı bir site-MSC site olarak nitelendirilir).
Resmi ekleyen


1.4 Frekans Bandı
Hücresel Mobil iletişim sisteminde telefonlarla sistem arasındaki haberleşme hücrelerde
“radyo frekans”ları ile sağlanmaktadır. Konuşma ve haberleşme bilgisi bu radyo frekansları
ile taşınmaktadır. Baz istasyonlarından yapılan bu radyo yayınımları hücre kapsama alanını
oluşturmaktadır.
Hücresel sistem için dar bir frekans bandı ayrılmış olup aşağıda ki şekilde farklı mobil
sistemler için frekans band aralıkları belirtilmiştir.

Resmi ekleyen
Frekans bandı iki kısma ayrılmıştır:
UPLINK - Mobil telefondan Baz istasyonuna doğru gerçekleşen iletim yolu
DOWNLINK - Baz istasyonundan Mobil telefona doğru gerçekleşen iletim yolu olarak
isimlendirilmektedir.
Alış ve veriş için iki farklı frekans aralığı kullanılmaktadır. Mobil sistem için 1
aboneye ait konuşma bilgisini en iyi şekilde taşıyabileceğimiz band genişliği 25 KHz olarak
hesaplanmıştır. Analog (yaygın olarak araç telefonu sistemleri ve USA’de halen
kullanılmakta olan bazı şebekeler) ve Digital Mobil sistemlerde farklı iletim sistemleri
tasarlanmış olmakla beraber kabaca bu band genişliği esas alınmıştır.
Digital mobil sistemlerde (GSM, DCS1800, PCS vs.) frekans bandı 200 KHz’lik
dilimlere ayrılmıştır. Her bir frekans diliminde zaman bölümlemesi yapılarak 8 kişiye ait bilgi
(konuşma veya diğer) taşınmaktadır.
GSM’e ait frekans bandı; 25MHz Uplink, 25MHz Downlink ve 20MHz’de bu iki band
arasında koruma bandı ve ileride gerçekleşecek uygulamalar için rezerve olarak bırakılmıştır.
25MHz’lik dilim içinde 125 adet 200KHz’lik taşıyıcı frekans bulunmaktadır. Bu frekans
dilimlerinin herbiri “frekans veya frekans kanalı” olarak isimlendirilmektedir. Frekans
dilimlerinde kullanılan radyo dalgalarının özelliği gereği oluşan harmoniklerin band dışına
taşıyor olması nedeniyle bize ayrılan frekans aralığının başında ve sonunda 100KHz’lik
kısımlar diğer frekansların etkilenmemesi için kullanılmamaktadır. Bu nedenle toplam 125
frekans kanalının 124 adedi etkin olarak kullanılmaktadır.
GSM900 sisteminde bir abonenin konuşmasını çift yönlü taşımak için 1 adet Uplink
ve1 adet de Downlink frekansı kulanmak gerekmektedir. Abone için alış ve verişte (Downlink
ve uplink) aynı kanal numaralı frekans kanalı kullanılmaktadır. Örneğin; abonenin
konuşmaları 3 nolu Uplink frekans kanalı üzerinden Baz istasyonu aracılığı ile diğer telefon
abonesine iletilirken, karşı taraftan gelen ses bilgisi abonemize yine 3 nolu Downlink frekans
kanalı üzerinden gelmektedir.
Sistemde frekans tanımlamaları ve kullanımı bir çift frekans kanalından oluşan tek bir
frekans şeklinde olmaktadır. Sistemde bir frekanstan bahsedildiğinde bu aralarında 45 MHz
aralık bulunan Downlink ve Uplink frekans kanalını ifade etmektedir.

1.5 Frekans Tekrar Kullanımı
GSM’de tahsis kullanılabilecek toplam frekans sayısı 124 adettir. Bu frekanslar her
ülkede bir veya birden fazla şebekenin kapsamasını sağlamak için kullanılacak toplam
kapasitedir. Dolayısıyla planlanan bütün şebekeler için bu frekanslar paylaşılmak
durumundadır. Örneğin; ülkemizde GSM900 şebekesi olarak Telsim ve Turkcell şebekeleri
kurulmuştur. Her iki şebekede bu 124 adet frekansı paylaşmışlardır.
Telsim’e tahsis edilen frekanslar: 21–30 ve 40–79 Aralığında bulunan 50 adet
Turkcell’e tahsis edilen frekanslar: 10–19 ve 81–120 Aralığında bulunan 50 adet
Geri kalan frekanslar tahsisden sorumlu makamın (Telsiz İşleri Genel Md.)
kontrolünde olup, yeni şebekeler için veya mevcut şebekelere ilave tahsis şeklinde
kullanılabilir. Bu her ülkenin kendi şartları ve Telekomünikasyon kurullarının genel
standartları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Bir operatörün sınırlı sayıdaki bu frekanslarla bütün ülkeyi kapsaması oldukça zordur.
Standart hücre çapı yaklaşık 70 km’dir. Türkiye gibi bir ülkeyi düşünecek olursak Telsim
örneğiyle 50 frekansla bütün ülkeye yayın gerçekleştiremeyiz. Bu durumu aşmak için
operatörler frekansları tekrar tekrar kullanmak için modeller geliştirmişlerdir.
Bir şebekede frekansların hangi sıklıkla ve ne kadar kullanılacağının hesaplanması
gerekmektedir.

Resmi ekleyen
Radyo dalgaları baz istasyonu ve mobil telefonlardan belirli bir güçte yayınlanırlar.
Planlamaya göre değişmekle birlikte standart seviye, Baz istasyonu için 20Watt ve Mobil
telefonlar içinse 2W gücündedir. Radyo dalgaları çevre şartları ile orantılı olarak zayıflarlar.
İlave bir etki olmaksızın havada zayıflama mesafenin karesi ile ters orantılıdır.

Resmi ekleyen
Mobil telefon ve baz istasyonunun sinyalleri minimum alış seviyesi –106 dBmW’tır.
Bu seviyeden daha düşük güçte gelen sinyaller işlenememektedir. Radyo dalgalarının eriştiği
bu minumum seviye hücre kapsama alanını belirlemekte yaklaşık sınırları oluşturmaktadır.
Fakat bu sınırların dışında sinyal zayıflayarak da olsa yayınımını devam ettirmekte ve
sonsuzda sıfır seviyesine yaklaşmaktadır. Bu zayıf sinyaller aynı frekansta bir sinyalle (veya
yakın frekansla, 1 ve 3 nolu frekanslar 2 nolu frekansın bitişik frekanslarıdır) karşılaşınca bu
sinyali zayıflatıcı ya da diğer bir tabirle bozucu bir etki göstermektedir. Bu olay
“interference” olarak isimlendirilir. Interference seviyesi konuşma kalitesini doğrudan
etkilemektedir. Hücreler planlanırken coğrafi konum ve sinyal güçlerinin ne seviyede olacağı
ve frekans seçimi interference etkisi gözönünde bulundurulmalıdır.

1.6 Site Tipleri
Temel olarak hücreler iki şekilde düzenlenmektedir:
• Omni cell: Bu cell tipinde site 1 cell’den oluşmaktadır ve baz istasyonundan yayınım
360 eşit olarak gerçekleştirilmektedir. Bu site için antenler bu yayınıma uygun özel
liktedir ve yine Omni anten olarak isimlendirilir.
• Sektör cell: Sektör site’lar bir veya birden fazla cell’den oluşmaktadır. GSM’de
kullanılan genel yapı 3 cell’den oluşan sektör yapıdır. Her bir cell aynı zamanda sektör
olarak isimlendirilir. Sektörler yönlü antenler kullanılarak oluşturulur. Bu tip antenler
ön yüzey doğrutusunda belirli bir açıyla yayınım yaparlar.
Sektör yapıda hücre sınırlarını bir bölgeye odaklama ve daha kesin olarak belirlemek
daha kolaydır. Yine antenler belirli bir eğimli monte edilebilirler. Böylece radyo sinyallerinin
gidebileceği alanları bilmek ve sınırları planlamak daha kesindir, dolayısıyla şebekenin sinyal
kalitesi daha iyi olacaktır. Hücreleri daha küçük dilimlere (sektör) ayırmakla abonelere daha
kaliteli hizmet sunma ve kapasitenin daha etkin kullanımı mümkün kılınmaktadır.
Düşük abone kapasitesinin olduğu ve olabildiğince geniş alanların kapsanmak
isteneceği kırsal bölgeler için Omni-cell tipleri, yüksek abone kapasitesi ve yoğun cell
yerleşiminin gerçekleştirileceği şehirsel alanlar için Sektör-cell tipleri tercih edilir.

Resmi ekleyen


Konu GSMan tarafından 05 December 2009 - 03:22 PM tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 0
____♥♥♥_____♥♥♥_____> TEK DİL
__♥_____♥_♥_____♥___ >TEK VATAN
__♥______♥______♥___ >TEK BAYRAK

#2 Gökhan

Gökhan

    captain

  • Yönetici
  • 4,933 İleti
  • Nereden: Ankara
  • İlgi alanı: Wi-Fi bağımlısı

Yazma tarihi: 05 December 2009 - 02:49 PM

tesekkürler, konu up
  • 0



Benzer Konular

Similar topic not found



0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı

 
WiFi-TURK.COM
Türkiye'nin kablosuz teknoloji merkezi
2006 - 2020 ©